Adil endişeden ve panikten delirirken, Esme yirmi yıl sonra Şerif’ten kurtulmanın o eşsiz özgürlük hissini tatmakta, bir yandan da büyük savaşı için güç toplamakta ve plan yapmaktadır. Adil Esme’nin “Ramazan’da sofrasına oturacak bir Müslüman tanımadığı” için gittiğini öğrenince kahrolur ve yaylaya gidip sevdiğinin kapısına kamp kurar. Zarife ise bu ikiliyi evlendirme çabasını kararlılıkla sürdürür ama büyük bir sürprizle karşılaşır. Şerif’in hapse girmesiyle İso ve Fadime boşanmaya karar verirler. Ama bu kararla birlikte birbirlerinden kopmanın ne kadar zor olduğunu fark etmeye başlarlar. Eyüphan, tehlikeli bir plan yaparak İso’nun pikabının frenlerini bozar. Ancak o pikaba İso değil, ilk iftarlarını Esme ile yapmak isteyen Eleni ve Fadime biner. Frenleri tutmayan pikapla kaza yaparlar. Bu feci kazadan kimin sağ çıkacağı, artık sadece bir mucizeye bağlıdır.
Esme’s disappearance drives Adil nearly insane. Consumed by panic and worry, he loses control while Esme, for the first time in twenty years, tastes the unique feeling of freedom after breaking away from Şerif. At the same time, she gathers strength and makes plans for the great battle ahead. When Adil learns that Esme left because she didn’t know a single Muslim whose table she could sit at during Ramadan, he is devastated. Meanwhile, Zarife remains determined to marry the two off, but she is met with a major surprise. After Şerif is sent to prison, İso and Fadime decide to divorce. Yet with that decision, they begin to realize just how hard it is to let go of each other. Eyüphan devises a dangerous plan and tampers with the brakes of İso’s pickup truck. However, it is not İso who gets into the vehicle. The pickup’s brakes fail, and they are involved in a horrific crash. Who will survive this terrible accident is now dependent on nothing short of a miracle.